Amon Ra - Uzaylı Bir Prensin Yaşam Öyküsü
Yazar: Gök Türk
Yayınevi: MD basım
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 264
Kapak türü: Karton
Kağıt türü: 2. Hamur
Dil: Türkçe
Baskı: 2026 / 1. baskı
Barkod: 9786259322223
“Ey Solon… Bildiğiniz tarih, çocuk masalı bile değildir.” — Plato
Elimizdeki bilimsel, tarihi ve mitolojik veriler; MÖ 11.000 dolaylarında Dünya’yı sarsan büyük bir tufanın yaşandığını göstermektedir. Bu tufan, eski dünyaya ait neredeyse tüm izleri silip süpürmüş olsa da geçmiş tamamen yok olmamıştır. Geride kalan yapılar, kadim yazıtlar, mitler, tabletler ve unutulmuş şehirler, insanlığın gerçek geçmişine ait kırıntıları hâlâ saklamaktadır. İşte bu kitap; tufandan geriye kalan izleri, kadim metinleri, mitolojileri ve saygın araştırmacıların çalışmalarını takip ederek, Plato’nun da işaret ettiği “Gerçek Tarih”e ulaşma çabasıyla yazılmıştır. Asur Kralı Ashurbanipal’in Ninova’daki ünlü kütüphanesinde bulunan The Marduk Prophecy gibi tabletlerde, Marduk’un sürgün yıllarını, farklı coğrafyalara yaptığı seyahatleri ve Babil’e dönüşünü bizzat kendi ağzından anlattığı uzun metinler keşfedilmiştir. Bu yazıtlar, binlerce yıl öncesinden gelen bir tanığın sesidir. Marduk tabletlerde şöyle seslenmektedir: “Güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar gittim. Hatti ülkesinin dağlarına çıktım…” Bu birkaç satır bile tek başına büyük bir gerçeğin kapısını aralamaktadır. Çünkü burada konuşan kişi sıradan biri değil; şehirler kuran, halklara hükmeden, sürgün yaşayan ve yeniden geri dönen bir tanrıdır. İşte bu kitap, binlerce yıl boyunca mitolojilerin, tabletlerin ve kayıp uygarlıkların arasına gizlenmiş bir Anunnaki’nin, yani Marduk-Amon Ra’nın Nibiru’dan başlayıp Dünya’da devam eden hikayesinin izlerini sürmektedir. “Amon Ra: Uzaylı Bir Prensin Yaşam Öyküsü” sadece bir roman değil; Mitoloji, tarih, bilim, kadim metinler ve alternatif tarih araştırmalarının iç içe geçtiği devasa bir evren… Bu kitabı okuduktan sonra tarihe, gökyüzüne ve insanlığın geçmişine artık eskisi gibi bakamayacaksınız. Ve belki de aklınızda tek bir soru olacak:
Ya hâlâ buradalarsa?